Akrida Tekstil

akrida-logo

Sektörel Bakışın Konuğu Olduk

Elif Didem Danacıoğlu

Sektörel bakış hoş geldiniz ben Elif Didem Danacıoğlu, iş dünyasıyla sektörleri konuşmaya devam ediyoruz. Bugün Akrida Tekstil Genel Müdürü Yavuz Özdemir ile birlikteyiz. Aynı zamanda BTSO Meclisi üyesi ve TOBB Delegesi bizlerle beraber hoş geldiniz. Yavuz Bey nasılsınız?

Yavuz Özdemir

Hoş bulduk, teşekkür ediyorum. Sizler de iyisiniz inşallah?

Elif Didem Danacıoğlu

Teşekkür ederiz, bizlerde iyiyiz. Şimdi Yavuz Bey tekstil sektörünü konuşacağız. Tekstil sektörünü konuşurken teknik tekstile değinmek istiyorum ben bu noktada. Çünkü Teknik Tekstilde Bursa ve Türkiye açısından biraz eksiklerimiz olduğunu düşünüyorum. Teknik Tekstili nasıl değerlendiriyorsunuz?

YouTube video

Yavuz Özdemir

Biraz değil, çok eksiğimiz var. Teknik Tekstil, gelişmekte olan ülkeler arasındaki Türkiye’nin belki tekstil alanında en zayıf olduğu ülkelerin başında geliyor. Şu an Almanya’da Teknik Tekstil, %11.8 civarında ciro anlamında tekstil sektöründeki cirosu, Fransa’da İtalya’da iyi, ama yine de Almanya’nın altında %6-7’lerde falan geziyor. İspanya’da fena değil, Portekiz fena değil. Fakat Türkiye maalesef %0.8. %1 bile değil, çok az. Dolayısıyla orada ciddi bir kısır döngü var. Bunun tarihi sebepleri de var. Teknik tekstil biraz know-how gerektiren biraz network gerektiren biraz da bu işle alakalı ARGE’ye bütçe ayırmayı gerektiren bir alan. Yani tarlayı ektiğiniz an buğday alıyorsunuz ama çok daha nitelikli meyveyi yıllarca alt yapısını sürüyorsunuz. Ondan sonra alıyorsunuz, teknik tekstil böyle bir şey. Tabii insanımız ya da tüccarımız, sanayicimiz biraz daha hızlı dönüşü olan işlere sermayesini yatırdığı için teknik tekstille alakalı alt yapı hazırlığı oluşmuyor, oluşmayınca da meyvesini almamız mümkün değil. Bir de teknik tekstil, şartnameli işlerde ağırlıklı olarak kullanılan, yol tekstili, asfalt tekstili, temiz oda kıyafetlerinde kullanılan karbon vs. bunların hammaddelerinin üretimi de Türkiye’ye henüz yeni girdi. Onunla alakalı bir sıkıntımız vardı ama oraya açmaya başladık. Hammaddenin üretimi ile alakalı şu an insanların biraz böyle zihnen paradigma değişimine ihtiyacı var. Tekstil sektöründeki arkadaşlarımızın katma değeri daha yüksek, karlılığı daha yüksek ama pazar alanı biraz dar. Daha çok koşturmayı, daha çok harcama yaparak neticeye ulaşmayı gerektiren bir durum. O açıdan şu an olmamız gereken yerin çok uzağındayız.

Elif Didem Danacıoğlu

Aslında markalaşmaya bu noktada değinirsek bizim markalaşma noktasında da eksiklerimiz var. Teknik Tekstille Bursa’yı bir marka haline getirme şansımız var mı?

Yavuz Özdemir

Bu kısa vadede mümkün değil bana göre çünkü birçok sektörde olduğu gibi tekstilde de yaşadığımız için biliyoruz. “Söyleyeceğim şeyler tamamen bilgiye dayalı şeyler. ”Teknik tekstilde dünyada belli başlı ülkeler, belli başlı markaların sahipleri olmuşlar ve o markaların ürünleri tüketicilerle aynı çarkın içerisinde devam ediyor. Yani sizin aynı ürünü biraz daha ucuza yaparak oralara satma şansınız ilk etapta çok zor. Çünkü orada oturmuş bir çark var. Müşteriler orada işte 10 €’ a alıyorsa siz satıcı olarak oradaki maliyeti 8,5 € – 9 € lara kadar düşürerek sussanız bile bilinirlik, marka ve kendi aralarında başka imkânların oluşturduğu faydalardan dolayı bir dönem sizi aralarına katmıyorlar. Türkiye olarak Teknik tekstil ile ilgili böyle bir engelimiz de varama son 3-4 yıldır ufak ufak bunu aşmaya başladığınızı görüyorum. Bizim de firma olarak bu anlamda bir iki tecrübemiz oldu. Yani eskisi kadar yıkılmaz kaleler değil, eskiden hakikaten o teknik tekstili kullanan yurt dışındaki müşteriler uzaktan yakından bakmıyordu. Ama artık fiyat olayı çok daha öncelikli olmaya başladığı için az önce bahsettiğim diğer faydalardan ziyade o anki fiyat odaklı bakışı biraz daha bizim önümüzü açar gibi oldu. Bizim arge ile alakalı yoğun çalışma ve onlara yeni arge ürünleri sunmak gibi bir mecburiyetimiz var. Birde markalaşma patent tescil vs. ile birlikte olan şeyler oraya girmemiz lazım. Markalaşmayı konuşurken şu an yine gelişmekte olan ülkeler arasında patent sayısı maalesef en düşük ülke biziz. Akademide profesyonellerinin uluslararası makale yazma oranında en düşük olduğumuz gibi. Maalesef böyle kötü resimlerimiz var, bunu kabul etmemiz lazım çünkü elle tutulur gözle görülür, alınır ve satılır bir şey olmadığı için marka patent ya da tescil olayı bunu firmalar anlık bir kazanç olmadığından dolayı buraya para ayırmayı ekstra görüyorlar. Hâlbuki önümüzdeki yıllarda, bugünden itibaren yapmadığımız şeylerin altında kalmamak için sektör olarak eksikliklerimizden dönmemiz gerekiyor.

Elif Didem Danacıoğlu

Aslında üniversite ve sanayi işbirliğine son zamanlarda çok fazla. Üniversitelerde olsun firmalarda olsun yoğunlaşmış durumdalar. Yani bu açığımızı bu şekilde kapatabilir miyiz?

Yavuz Özdemir

Yani şu anki üniversite – sanayi işbirliğini bence sonuca götürecek bir ilişki şeklinde görmüyorum. Orada da yaşadığımız tecrübeler oldu. Yani bunu esefle, üzülerek ve üniversitedeki hocalarımızdan özür dileyerek söylüyorum. Maalesef üniversitedeki profesör düzeyindeki -bu sözcüğün tabii bu ifade için geçerli olunan- hocalarımızı sözünden tenzih ederek söylüyorum. Şu an üniversitedeki hocalarımızın çoğu sektörde, tekstil sektöründe sanayicinin hangi ürünleri üretebilme kabiliyetine geldiklerini bile bilmiyorlar.

Elif Didem Danacıoğlu

Bu çok ciddi bir açıklama o zaman.

Yavuz Özdemir

Biraz daha derinleştirerek isim söylemeyeceğim için bunu söylemekte mahsur görmüyorum. Fransa Premiervision fuarından dönüyoruz. Önümde iki tane tanıdığım profesör var. Arka koltuklarında oturuyordum ve kendileri yüksek sesle konuştuğu içinde konuyu duymak durumunda kaldım. İkisi Fransa Premierevision fuarına gelmiş, fuar ziyaretlerinde edindikleri ve gördükleri kumaşlar hakkında yorumlar yapıyorlardı. Daha sonra sitem ederek bizim sanayiciler de öyle kös kös otursunlar, kral gibi hayat yaşasınlar dedi. O bahsettiği kumaşı biz 22 yıldır üretiyoruz Türkiye’de.

Elif Didem Danacıoğlu

Çok yazık, çok.

Yavuz Özdemir

Yani bunu 2 tane profesör söylüyor, bizzat kulaklarımla gözlerimle şahit oldum. Tabii bunu arkadaşları, profesörleri, akademisyenleri zan altında tutmak için söylemiyorum. Yani gerçekten rolünün gereğini yerine getiren evlatlarımızı teknik anlamda yetiştiren, samimi idealist hocalarımız da var, onlarla da çalışma fırsatı bulduk.

Elif Didem Danacıoğlu

O zaman burada meslek liselerinin önemi daha fazla önemli hale gelmiyor mu? Orada da bir kaybınız var çünkü?

Yavuz Özdemir

Çok büyük kaybımız var ve o yanlışımızdan hızla dönmemiz ve meslek liselerine olan teveccühü geçmişte olduğundan daha ötesine taşımamız gerekiyor, orada Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Sadece Almanya’nın meslek liseleriyle ilgili bakış ve uygulanışını Türkiye modellese, tahmin ediyorum 5 yıl sonraki Türkiye farklı olur.

Elif Didem Danacıoğlu

Peki, yeşil dönüşümle tekstil sektörünün uyumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Çünkü firmalar Avrupa Yeşil Dönüşüme hazırlanıyor sektör ne durumda olacak bu noktada?

Yavuz Özdemir

Yani şu an belki sektörde birçok arkadaşımız özellikle basic ürünler üreten arkadaşımız durumun farkında değil ama çok yakın zamanda herkesi mecburen ilgilendiren bir noktaya gelecek. Çünkü Kyoto’ ya bizde imza attık ve o anlaşmaya sadık kalmanız gerekiyor. Sadık kalmamız için de yapacağımız ihracatçılardan karbon ayak izi birçok firmanın belgelemesi gerekiyor. Dediğim gibi basic ürün üreten arkadaşlarımız bunu şu an anlamadıysa bile çok yakın zamanda anlamak gereğini yapmak durumunda, yoksa oyundan düşme ihtimalleri söz konusu. Ayrıca zaten bizim enerjiyle alakalı Türkiye’nin çok ciddi bir eksiği ihtiyacı vardı, mesele sadece Kyoto değil kalmış ki Kyoto anlaşmasının bizim aleyhimize olan tarafları da var. Orada nükleer enerjiyle alakalı olayın yorumlamasını ayrıca bizim yorumlamamız gerekiyor. Nükleer enerji bir çevre problemi midir, değil midir? Yani Kyoto’dan ziyade söylediğim gibi zaten bizim en büyük cari açığımızın sebebi enerjiyle alakalı.

Elif Didem Danacıoğlu

Peki sektör kümelenmeleri. Sizin de kümelenme noktalarında ciddi çalışmalar yaptığınızı biliyorum. Aynı zamanda da kümelenme önemli bir boyut kazanmış. Sektörler açısından sektörlere çok büyük kazançları oldu ve kümelenmelerden, kümelenmeliğin ardından fuarlara geldiğimizde Bursa için önemli bir fuar. Burtex fuarı var ve Burtex’ de önemli çabalarınız var. Sektör kümelenmeliğini ve fuarcılığı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yavuz Özdemir

Bence kümelenme değerle alakalı şeyler. Söyleyeyim, İbrahim Burkay başkanımızın gerçekten müthiş vizyon projelerinden birisiydi bu ve bu projeler aslında Türkiye’de ticaret ve sanayi odalarına çok ciddi örnek oldu. Bu konuyla alakalı zaten bakanlıktan da tebrikler, teşekkürler, geçmişte de geldi, hâlâ gelmekte. Bu açıdan İbrahim başkanımızın hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Geçmişte kümelenmelerde de aynı işi yapan firmalar, kümelenme olayı başlamadan önce birbirini rakibi gibi görürken, şu an yol arkadaşı ya da meslektaşı gibi görmeye başladı.

Dün mahrem olduğunu düşündüğü müşteri bilgileri de dâhil olmak üzere, birçok şeyi paylaşmaya başladılar. Paylaşmaya başlayınca pazar oluştu. Pazar oluşunca da müşteriler o pazara geldi. Atıyorum, altın alacağınız zaman Nilüfer’de herhangi bir kuyumcuya mı gidersiniz yoksa -Nilüfer’deki kuyumculardan özür dileyerek söylüyorum- kapalı çarşıya mı gidersiniz? Yüzde doksan insan kapalı çarşıya gider. Eğer aciliyeti varsa onlar hemen sokağındaki kuyumcuya gider. Böyle bir pazar mantığını oluşturdu. Dolayısıyla doğru bir şeydir, hâlâ o doğru çizgi devam ediyor. Fuar meselesiyle alakalı da evet, yani biz uzun yıllar İstanbul’un gölgesinde kaldığımız için Bursa’da fuar yapamadık. Kumaşa özel fuar yapamadık. Belki bir sürü fuarlar yapıldı, ilk fuarlar yapıldı ama ipeğin beşiği ya da kumaşın merkezi olan şehrimizde ilk defa. Tarihe de baktık biz biraz tarihten bu yana kumaşa özel fuar yapmak, İbrahim Burkay başkanımızın döneminde, bizim meclis üyeliği dönemimizde fuar komisyonunda yer alarak bizlere yapmak nasip oldu. Gerçekten bu Bursa için hatta Türkiye için çok büyük bir kazanımdır. Çünkü İstanbul’da son 7-8 yıldır uluslararası nitelikteki fuarlar hep düşüş eğilimindeydi. Biz Burtex’i hayata geçirdiğimizde 7 tane reel sektörden, arkadaşlarımız ve KFA fuarcılık oradaki çalışan arkadaşlarımızın katkılarıyla birlikte ve dışarıdan aldığınız hizmetlerle birlikte, uluslararası niteliğe kavuşturulmuş bir fuara sahip olduk. Şu anda da iyi gidiyoruz. Altı ayda bir yapıyoruz. Mesela geçtiğimiz fuar bundan 4 ay önceki fuarda yaklaşık4000 küsur yabancı müşteri geldi. Yanlış hatırlamıyorsam 12000 iş görüşmesi yapıldı, 62 ülkeden gerçek alıcı geldi. Bu gerçek alıcıların seçilmesi aslında bizim fuarın püf noktası. Bu işler uluslararası arenada fuarcılık şirketlerinde genelde bu işleri ajans firmalar aracılığıyla yapar. Bizim az önce bahsettiğimiz reel sektörden oluşmuş 7 kişilik komisyon. Sektörde gerçekten, kendi konularında iyi seviyede olan, piyasayı ve dünya piyasalarını bilen arkadaşlarımız ve fuara getirdiğimizi ifade ettiğimiz o 60 küsur ülkeden gelen firmalar ve kişiler, hepsi 4.5 yıldır pazartesi sabah 8:30 öğlen 11:30’a kadar hepimiz mesaimizi vererek, o kadar saatlerimizi harcayarak böyle gözden ve süzgeçten geçirdiğimiz, duvara yansıtıp şunu getirelim, şunu getirmeyelim, şu gerçek alıcı, şu potansiyel, şuna gerek yok diye eleminasyonla getirdiğimiz firmalar. Zaten fuarın tutmasının ve Bursa’daki sanayicinin artık Bursa’da yapılan kumaş fuarına teveccüh gösterip İstanbul’a bakmayışının en temelinde yatan sebep budur.

Elif Didem Danacıoğlu

Peki, Türkiye’deki sanayi politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yavuz Özdemir

Özellikle son dönem eksikleri gediklerine rağmen doğru işler oldukça doğru işler yapıldığı kanaatindeyim. Belki biraz da bölgesel teşviklerle birlikte sektörel teşvikleri de hükümetimizin düşünmesi o eksik gedik taraflardaki kısımları biraz daha düzenleyebilir. Yani bölgesel olmasının riskleri avantajları olduğu gibi riskleride var. Ama sektörel bazı konular var alakalı teknolojik meselelerde biraz daha farklı bir bakış açısıyla bakmaları gerektiğini düşünüyorum. Genel olarak cevaplamam gerekiyorsa iyi olduğunu ortalamanın üstünde olduğunu düşünüyorum.

Elif Didem Danacıoğlu

Bir meclis toplantısında şunu söylediniz, arsa fiyatlarının ciddi rakamlara ulaştığından bahsettiniz. 700 dolarlardan bahsettiniz ve KOBI OSB’ye destek verdiğinizi söylediniz mecliste. KOBİ OSB’yi nasıl değerlendiriyorsunuz ve geç kalınmış bir proje aslında KOBI OSB yani diğer meclis üyelerinin de aynı şekilde sizi desteklediğini biliyorum. KOBI OSB’yi değerlendirirken aynı zamanda da sanayideki arsa fiyatlarına bakış açınız ne durumda?

Yavuz Özdemir

Yani baktığınız yere göre değişir. Organize sanayilerinde boş alan var gibi gözüküyor ama sanayici zamanında 30 dönüm almış, 10 dönümüne işletmesini kurmuş, 20 dönümüne yarın çocuklar işi büyütürse diye boş alanda bırakmış. Şimdi burası resmi gözlerde bakıldığında boş gibi gözükebilir ama buna benim yapabileceğim yatırım yapmaya niyetli bir sanayici olarak benim yapabileceğim bir şey yok, adama satmadığını bir malı sat diyemezsiniz. Dolayısıyla orası boş değil. Görüntüde boş olsa bile işin önemli tarafı var bir de sanayi arsalarının fiyatlarıyla alakalı daha sıkıntılı bir durum var. Şu an boş olup da satılığa çıkarılmışların ortalama fiyatı 650$ – 700 $ civarında, meclis kürsüsünde yaptığım konuşmada kendi ihtiyacımla alakalı konuşmuştum ama orada 30 dönümle çarpmıştım. 30 değil de 10 dönüm ihtiyacı olan bir sanayiciyi 650 $’a arsayı aldığını düşünelim, 6 Milyon 500 Bin dolar Didem Hanım. 6 Milyon 500 Bin Dolar parayı ne banka kredi veriyor biliyorsunuz arsalara nakit parayla almak zorunda, bu6 Milyon 500 Bin Dolar’ı nakit para çıkaracak, üzerine fabrika binasını inşa edecek, içine de makine ve ekipmanları alacak ve 6 Milyon 500 Bin Dolar muhtemelen toplamda yapacağı işe göre değişir ama en mütevazı rakamlarla 10 Milyon Dolara çıkacak. Tabii bahsettiğimiz ihtiyaç sahipleri KOBİ küçük ve orta boy işletmeler, şu an konuştuğumuz haftalardır, aylardır mecliste de konuştuğumuz konu KOBİ, şimdi KOBİ dediğimiz işletmelerin hangisi? O gün 26 Milyon Dolar demiştim. 10 Milyon doları hangi işletme çıkarabilir Allah aşkına? Çıkaramazsın, şu şartlarda mümkün değil, kimse çıkaramaz. Dolayısıyla buna devletin, hükümetin yerelle birlikte çözüm bulması gerekiyor. Özellikle ben inşallah gelinen nokta itibariyle, Sayın Valimizin, Belediye Başkanımızın, Akademik Odaların bu konuyla alakalı ciddi katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bu güçler bir araya gelip bu ihtiyacın varlığını kabul ettiği an hızla mesafe alacağımızı düşünüyorum.

Elif Didem Danacıoğlu

Peki, bu kadar KOBI OSB’ye talep varken neden bu proje geç kalındı o zaman? Çünkü 2017 yılından beri bahsediyoruz. Yani bürokratik engeller mi vardı?

Yavuz Özdemir

Evet, yani 5 yıl oldu, aşağı yukarı 5 yıl. Önce yine talep toplandı şu an toplandığı gibi yani o dönem yarım kaldı. Maalesef bir sürü farklı sebepleri var ama ben şimdiki toplanan taleplerin o zamanki gibi yarım kalacağını düşünmüyorum. Sonuca ulaşacağına inanıyorum. Allah’ın izniyle orada bizim zaten belli, belediye başkanımız Alinur Bey’den talebimiz şu, yeri siz gösterin, sadece 3 tane özellik istiyoruz. Limana otoyola ve demiryoluna yakın sizin önereceğiniz bir yer olsun.

Elif Didem Danacıoğlu

Kestel tarafları konusu?

Yavuz Özdemir

Değil. Yani netleşmiş bizim illa şu olsun dediğimiz bir yer yok, tamamen tasarruf Sayın Valimizde ve Alinur Başkanımızda, onlara bırakıyoruz. Yani şurası olsun diye bir kaygımız yok. Bunu her platformda konuşuyoruz.

Elif Didem Danacıoğlu

Ben Kestel tarafı diye duymuştum da?

Yavuz Özdemir

Bu söylenti, ama resmi anlamda böyle bir talebimiz yok. KOBİ’ler sadece ekonomik gelişimi değil, sosyal dengenin ve istikrarın da çok önemli aktörlerinden birisi. Niye? Çünkü o KOBİ için taşınmayı yani KOBİ çıkmayı düşündüğümüz yer taşınmayı ihtiyaç duyan arkadaşların olduğu işletmeler bunlar. Yapılan araştırmaya göre, yaklaşık 8000 küsur tane ve bu 8.000 küsur firmadan toplamda 239.000 çalışan var, yani bu şu demek Didem Hanım 239.000 çalışanın %10’unda araç var mıdır? Muhtemelen vardır, ortalama 24.000 araç şehrin muhtelif yerlerine her gün defalarca giriyor, çıkıyor dolaşıyor. Zaten Bursa’nın ve büyükşehirlerin Türkiye’de de dünyada ciddi ve tek başına belediyenin çözemeyeceği ciddi bir trafik problemi var, çevre kirliliği problemi var. Aslında bu kombinasyonun bu anlamda da çok ciddi faydası olacak. Belediye’nin kamu yönetimi anlamında da işte bunun asayişe kadar bir sürü çevreye faydası olacak, bunun artık Valimiz ve Alinur Başkanımızın da sahiplenerek takipçisi olacağına ve olduğuna inanıyoruz, yakın zamanda da sonuca kavuşacağına ben inanıyorum, şahsen olmak zorunda, bu işin kaçışı yok.

Elif Didem Danacıoğlu

O zaman Bursa’nın KOBİ olsa bile ihtiyacı var diyebilir miyiz?

Yavuz Özdemir

Direkt diyebiliriz, bu soru bile çok gerekli bir soru değil.

Elif Didem Danacıoğlu

Şöyle düşünürsek peki, sadece Bursa sanayiden oluşmuyor yani Bursa’nın bir tarımı var, turizmi var vesairesi var?

Yavuz Özdemir

Üretimin sadece %47’si OSB’lerde gerçekleşiyor. %53 lük kısmı ise KOBİ’lerde gerçekleşiyor. KOBİ’lerde şehrin muhtelif yerlerinde böyle normal vatandaşları da aracıyla başka şeylerine rahatsız eden bir durum şu veri bile sadece KOBİ’nin ne kadar yani bir merkeze alınması anlamında ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Mekânsal ölçek planlamasına mutlak surette ihtiyacımız var. Bahsettiğimiz oranı içeren sayı bu 8000 firmanın şehir içinden kalktığını düşünün ne kadar bir rahatlama olacağını siz tahmin edin aşağı yukarı.

Elif Didem Danacıoğlu

Benim verilerimde de Türkiye’deki işletmelerin yaklaşık %99.8 ini KOBİ’ler oluşturuyor ve istihdamın da %77.8 yatırımlarında %53 ünü.

Yavuz Özdemir

Evet doğru. %53 ünü evet, üretiminde %54 ünü. Yani şu rakamlar bile sadece KOBİ’nin aslında ülke için, şehir için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Tekrar edelim izleyenlere işletmelerin yaklaşık %99.8’i istihdamın %77.8’i yatırımın payının %53’ü, üretiminde %54’ünü KOBİ’ler oluşturuyor. Şimdi bu verilere göre KOBİ’ye Bursa’nın ihtiyacı var mı yok mu? Bursa trafiğinin keşmekeşliğini her gün yaşayan vatandaşlarımıza burada şu yorumlarla birlikte soralım.

Elif Didem Danacıoğlu

Peki, o zaman sektörü yani 2022 sektörümüz açısından nasıl geçti? 2023 öngörüleriniz nasıldır?

Yavuz Özdemir

2022 tabi zorlu geçti. Yani tek bizim sektör değil, farklı sektörlerdeki arkadaşlarla dostlarla da konuştuğumuzda aşağı yukarı resim aynı zorlu geçti. Ama hamdolsun yani bu zorluğa rağmen yine de ayakta kaldık. Açık konuşmak gerekirse; genel anlamda söylüyorum, firmalar para kazandı. Belki sanayici dostlar, arkadaşlar, ticareti dolaşan arkadaşlar bana daha sonra özellikle kızacaklar ama çok ağlanmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Şükürsüzlük olduğunu düşünüyorum. Birde yeni tanımıyla empati eski tanımıyla da diğerkamlık ile kendimizi gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü dünyanın geri kalmış ülkelerinde bir ölüm sonrasında yiyecek yemeğe ulaşma problemi ya da korkusu yaşayan insanlar varken, batı ülkelerinde çok ciddi satın alma gücü varken Türkiye’yi gelişmekte olan gelişmiş değil, gelişmekte olan ülkeler arasında hâlâ yılsonunu para kazanarak kapatıyoruz. Dolayısıyla zor geçti ama para kazandık. Bu anlamda paylaşım mantığımızı diyagram olarak düşünerek çalışan arkadaşlarımıza öyle bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Orada ciddi eksiklerimiz olduğunu düşünüyorum. Tabii çalışan kesimin de işletmelerin hangi zorluklarla kurulduğu ve orada saatinin mesai saatinin bitimine bakan değil, söylenen işi yapan değil, görülen işi yapan insan olması gerektiği noktasında onların kendilerini gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Hamdolsun zorluklara rağmen 2022’yi iyi kapattık. 2023’ün daha da zor olacağını düşünüyorum, 2023’teki zorluk tahmin ediyorum ki, bu benim şahsi kanaatim, enflasyon ve enerjiyle alakalı ağırlıkla bunlarla ilgili olacak zorlukların temel sebebi, özellikle enflasyonist ortamlarda finans yönetiminin çok daha dikkatli olması gerekiyor. Firmalar adına hatta aile bütçeleri adına da öyle.

Elif Didem Danacıoğlu

O zaman enflasyon muhasebesi noktasında düşünceleriniz nelerdir?

Yavuz Özdemir

Enflasyon muhasebesi de olmak zorunda. Çünkü.10 TL olan gayrimenkulü şu an belki 70 TL oldu. Dolayısıyla onun farklılığı ortada. Ayrıca oradan nihayetinde bir vergi alması da gerekiyor. Devletin dolayısıyla enflasyon muhasebesine giden gibi bir adım atıldı. Devlet böyle bir adım attı ama şu anki adım sadece bir adım, dediğiniz gibi yeterli değil. Tamamen enflasyon muhasebesinin uygulanma zorunluluğu da bence kesinlikle var ve bunun hızla çıkması gerektiğini düşünüyorum.

Elif Didem Danacıoğlu

Peki son olarak şuna değinmek istiyorum, ihracat rakamları açıklandı ve ihracatımızı rekorla kapattığımız 2022 yılı ihracat rakamlarını hedeflenen 250 milyar dolardı. Bizim rakam rakamına baktığımızda 254.2 milyar dolara ulaştık. Ama aynı zamanda ithalatımız da bir rekor kırıyor. Cari açığımız o rekor kırıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yavuz Özdemir

İhracata gönderdiğimiz malların yanlış hatırlamıyorsam %67.3^ü İthal girdilerle üretilen ürünler bizim o ithal girdi ürünlerini kendimiz ürettiğimiz müddetçe, ithalatımız ihracattan fazla olmaya devam edecek, hele şu enerjiyle alakalı probleminizi çözemezsek ama çözeceğimize inanıyorum. Bu konuda karamsar değilim, yani ithal girdi ham maddeleri burada ürün haline getirerek üzerine katma değer katılarak ihracatı ihracatımız artırıyor. Yani aslında orada bir yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan durumu söz konusu. Tekstille alakalı yenilikler o hammaddeleri engelleyecek yatırımlar şu an Teknosab’tave Organize sanayi bölgelerinde yapılıyor,  dolayısıyla belki tekstille alakalı ve Bursa ile alakalı biraz daha girdi hammaddelerin önümüzdeki 3 ya da 4 yıl içerisinde azalacağını düşünüyorum. Çünkü büyük projeler var.

Elif Didem Danacıoğlu

2011 yılında bizim 106 milyar dolarlık bir açık vermişiz. Bugüne baktığımızda dış ticaret açığına baktığımızda 110.2 milyar doları buldu, ciddi bir rakam

Yavuz Özdemir

Doğru. Bakın, ülkemizde yani yine iş sanayiye dayanıyor. Çünkü o ölçek ekonomisi mekânsal planlama dediğimiz KOBİ’yle alakalı. Az önce konuştuğumuz konularla direkt alakalı diyebiliriz. Çünkü KOBİ’ler de şöyle bir özellik var Didem Hanım. KOBİ mekânsal olarak fiziksel olarak büyümesine orantılı cirosunu, üretimini ve satışını arttırabilmek kıvraklığına kabiliyetine sahip. Bunu büyük kurumlarda yapma şansınız yok. Yani çok büyük ölçekli firmaların yılda sermayesinin takla attırma oranı 1.3 ya da 1.4’tür.KOBİ’lerde beşi bile bulursunuz, onu bile bulursunuz. Çünkü orada kararlar hızlı verilir, hareketler hızlı yapılır, sonuca hızla gidilir. Dolayısıyla orada da yine mekânsal planlama, ölçek planlaması gerekiyor. Ülkemizde sanayiye ayrılan payı sadece %0,4 Almanya’da Bu pay %4.44. Fransa’da %1.44, İtalya’da %2,15. Yani şuradan bile sanayinin aslında üretime ihracata halkın ekonomisine ne kadar faydalı olduğunu görebiliyoruz, ben yine KOBI diyorum.

Elif Didem Danacıoğlu

Peki, çok teşekkür ederim. Yavuz bey, değerli paylaşımlarınız ve bilgileriniz için eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Yavuz Özdemir

Ben teşekkür ediyorum. Aslında faiz-  enflasyon ilişkisi ile alakalı da konuşuruz diye zannediyordum. Çünkü faiz ve enflasyonu şu an bizim maalesef kaçınılmaz gerçeklerimiz.

Elif Didem Danacıoğlu

Zaten iş dünyasıyla alakalı Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın ihracat rakamları açıklamalarından sonra iş dünyasının da talepleri vardı. Biz bu kadar ihracat yaptık, faiz noktasında, finansman noktasında, Eximbank noktasında destek istedikleri konular vardı.

Yavuz Özdemir

Evet, şimdi ben biraz daha farklı bir açıdan belki şaşıracağınız bir açıdan bakmak istiyorum. Çünkü nihayetinde herkes yaşadı, geldi ve gidiyor bu dünyadan. Her insan gibi bir inanca sahibim, insanların kendi her neyse inançları ve inançlarının orijinaline pergelin duran çubuğu bağlanmazsa yalpalama başlar, yalpalama başlayınca ucunu bucağını kaybetmez. Dolayısıyla biz yine inandığını, iman ettiğini söyleyen insanlar adına kendimi de tabii bir Müslüman olarak buradan bakmak durumundayım faize. Yanlış işleri yanlış zeminlerde ve yanlış şekilde konuştuğumuzu düşünüyorum çünkü. Farkındayım, program bitti ama bunları söylemek durumundayım. Faiz benim açımdan oranları tartışmak yerine kendisini ve tartışılmaması gereken, reddedilmesi gereken bir şey. Çünkü ben Müslümanım ve dünya insan hakları beyannamesi olarak en tepeye, yıldızlı zirveye konulacak veda hutbesinde müsaadenizle, faizle alakalı cümlesini ifade etmem gerekiyor Peygamber Efendimizin:

“Ashabe kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin, faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermeniz gerekir. Ne zulüm edin ne de zulme uğrayın. Allah-u Teâlâ’nın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır, ilk kaldırdığım faiz de Abdülmuttalib’in oğlu Abbas’ın faizidir.” Ayetlerde bunu zaten destekliyor. Allah faizin bereketini siler, sadakaları ise artırır. Allah faizi, alışveriş gibi helal sahanın kâfiri ve faizle muamele eden günahları sevmez. Dolayısıyla faize böyle baktığım için faizin oranlarına falan filan konuşmaya ihtiyaç duymuyorum ama özel ticaretle uğraşan birisi olarak da enflasyonla faizle muhatabız tabii.

Elif Didem Danacıoğlu

Peki çok teşekkür ediyoruz, sağ olunuz.

Yavuz Özdemir

Rica ediyorum ben teşekkür ediyorum, sağ olun.

Elif Didem Danacıoğlu

Bugün de sektörel bakışın sonuna geldik. Şimdilik hoşça kalın.

Tags:

Share: